|
Çevresel
negatiflere başka bir deyişle “çevre kirliliği unsurları” ismini
verebiliriz. Sırayla açıklamaya çalışalım:
Hava Kirliliği: Baca ve
egzoz gazları emisyonu dolayısıyla atmosferde görülen kirliliktir. Son
yetmiş beş yıldır atmosferde biriken gazlar sera etkisi yapmaya başlamış ve
küresel ısınma bir çevresel tehdit halini almıştır. Özellikle büyük
şehirlerdeki hava kirliliği ölçümleri korkutucu dereceleri çoktan aşmış
bulunmaktadır.
Su Kirliliği: Su
havzalarındaki yapılaşmalar, sınai tesislerin göllere ve akarsulara
bıraktıkları kimyasal atıklar ve zirai ilaçlamalarda kimyasallar, deterjan
kullanımı dolayısıyla içme suları ileri derecede kirletilmiştir. Belediye
idarelerinin su arıtımında kullandıkları klor bile aslında istenen bir unsur
değildir. Toplu yerleşim bölgelerindeki şebeke suları neredeyse hiç içilmez
duruma gelmiştir.
Gıda Kirliliği: Gerek
meyve ve sebze üreticileri, gerekse hayvan besisi yapan üreticiler büyük
ölçüde hormonlu gübre ve yem kullanmakta, bu işlemlerinden ticari bir çıkar
elde ettikleri düşünmektedirler. Piyasaya sürülen bu hormonlu gıda maddeleri
ne yazık ki çok tehlikeli sayısız hastalıklara yol açmaktadırlar. Hormonal
dengeyi bozmaktadırlar.
Radyasyon Kirliliği: Uydu
yayınları, TV yayınları, radyo yayınları, TV ekranları, bilgisayar ekranları
, bazı aydınlatıcılar vs… den insanlar üzerine, haberleri olmasa da, devamlı
surette radyasyon yağmaktadır. Radyasyon tesirinden kaçınabilmek, bugünün
insanı için mümkün değildir.
Manyetik Alan Kirliliği:
Elektrik iletim hatları çevresinde oluşan manyetik alanlarında insan sağlığı
üzerinde zararlı etkiler ölçülmüştür. Ayrıca insanların yaşadıkları konut ve
işyerlerini oluşturan binalarda kullanılan betonarme tekniği de insan
sağlığına elverişli bir ortam oluşturmamaktadır. Bu tip binalarda bir çeşit
demir kafes içerisinde yaşanmaktadır. İnsan yapısına uyum gösteren tabii
malzemelerle binalar inşa edilmelidir.
Gürültü Kirliliği: İnsanın
duymak istemediği seslere gürültü diyoruz. Fakat topluca yaşanan yerleşim
bölgelerinde oluşan gürültüler, özellikle de büyük şehirlerde insanın sinir
sistemini harap edecek yüksek seviyelere ulaşmış bulunmaktadır. Motorlu
araçların çoğalmış olması, imalathanelerdeki tezgahların tabii olarak
çıkardığı sesler, kurtulmanın imkansız olduğu ağır bir basınç haline
dönüşmüştür.
|